Kadının Gücü: Hamileyken Yalnız Bırakılan Bir Kadının Sessiz Direnişi

Ana SayfaANNE ve ÇOCUKİLİŞKİLER

Kadının Gücü: Hamileyken Yalnız Bırakılan Bir Kadının Sessiz Direnişi

my-portfolio

Kadının Gücü Bir Yük Değildir, Ama Çoğu Zaman Öyle Yaşatılır.

Grip Aşısı Kimlere ve Ne Zaman Yapılmalı?
Sezaryen Doğum da Dünyada İlk Sıradayız
Hamilelik (Gebelik) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kadının Gücü Bir Yük Değildir, Ama Çoğu Zaman Öyle Yaşatılır.
“Güçlü kadın” denildiğinde kulağa ilk başta bir övgü gibi gelir. Toplumun, ailenin, hatta en sevdiğimiz insanın bize taktığı bir onur madalyasıdır sanki. Ama bu madalyanın arka yüzü, soğuk ve paslı bir gerçeği saklar: Yalnızlık. Özellikle içinde bir can büyüten, bedeni ve ruhu devasa bir dönüşümün içinden geçen hamile bir kadın için kadının gücü, bir alkıştan ziyade bir izolasyon hücresine dönüşebilir. İnsanlar senin güçlü olduğunu bildiklerinde, sormaktan vazgeçerler. “O halleder” derler. “O zaten dayanıklıdır” diyerek elini omzundan çekerler. İşte tam o an, gücün senin en büyük hapishanen olur.
Hamilesindir.

Bedeninde bir mucize şekillenirken, ruhunda derin çatlaklar oluşur. Geleceğe dair korkular, “nasıl bir anne olacağım?” soruları ve hormonların yarattığı o öngörülemez fırtınalar… Tüm bunlar olurken yanında olması gereken adam, çoğu zaman fiziksel olarak oradadır ama ruhsal olarak kilometrelerce uzaktadır. İşte burada kadının gücü, erkeğin konfor alanı haline gelir. Sen ayakta durdukça, o yaslanmaya devam eder.

Hamilelik: Kadının En Kırılgan Olduğu Anda Güçlü Olmak Zorunda Kalması

Hamilelik, biyolojik olarak kadının doğaya en yakın, ama ruhsal olarak en çok “sahiplenilmeye” ihtiyaç duyduğu dönemdir. Modern dünya bize “hamilesin ama hasta değilsin” diyerek her şeyi tek başımıza yapmamız gerektiğini dayatır. Oysa bir kadının bu süreçte asıl ihtiyacı, fiziksel yardımın ötesinde bir netliktir.
Kadın bu süreçte ne ister?

  • Güvende hissetmek: Sadece maddi değil, duygusal bir sığınak arar.
  • Netlik görmek: Yarın ne olacağını, o adamın elini ne kadar sıkı tutacağını bilmek ister.
  • Görülmek: Sadece büyüyen karnının değil, o karnın içindeki kaygıların da fark edilmesini ister.

Ancak ilişkisinde problem yaşayan, erkek arkadaşı veya eşiyle bir duvarın iki yanına düşen kadınlar için bu süreç bir “sabır sınavına” döner. Sorumluluk ağırlaştıkça, erkeklerin bir kısmı geri çekilir. Sessizleşirler. Kadın ağladığında “hormonların etkisiyle abartıyorsun” etiketi yapıştırılır. Kadın geleceği konuşmak istediğinde “şimdi sırası değil” barikatı kurulur. Ve kadın, o yıkılmayan kadın gücüyle yine ayağa kalkar. Ama bu ayağa kalkış, bir tercih değil, hayatta kalma refleksidir.

Kadının Gücü Neden Erkek İçin Konfora Dönüşür?

Bir ilişkide taraflardan biri “her şeyi çözen” rolünü üstlendiğinde, diğeri yavaş yavaş “hiçbir şeyi çözmeyen” kişi haline gelir. Erkek, kadının her fırtınada bir şekilde gemiyi limana yanaştırdığını gördüğünde, dümene geçme ihtiyacı hissetmez.
“Ben yapmasam da bir şekilde oluyor.”
Bu düşünce, erkeğin zehirli konforudur. Kadın idare eder, kadın bekler, kadın kırılsa da parçalarını toplar ve sabah kahvaltısını hazırlar.

Hamileliğin getirdiği ağır yüklerin altında bile kadın, ilişkideki eksikleri tamamlayan bir yama işlevi görür. Bu noktada erkek için ilişki bir mücadele alanı değil, her şeyin kendiliğinden yürüdüğü bir bekleme odasıdır. Peki, bu bekleme odasında kadının kalbine ne olur? Kadın o yükü taşırken içinde nelerin yıkıldığını, hangi güven duygularının un ufak olduğunu kimse sormaz. Güçlü görünmek, kadının maskesidir; o maskenin altında ise sessiz bir çığlık gizlidir.

Görülmemek: Kadının Gücünün En Ağır Bedeli

Kadının gücü, uzun vadede en çok şu yıkıcı duyguyu doğurur: Görülmemek. Emek vardır ama karşılığı yoktur. Büyük bir sevgi ve fedakarlık vardır ama net bir sahiplenme yoktur. Hamile bir kadın için bu, nefessiz kalmak gibidir. Çünkü o artık sadece kendi varlığı için değil, bir çocuk için de sığınacak bir liman aramaktadır.
Gece yarısı karanlıkta tavanı izlerken şu soru yankılanır: “Ben güçlü olduğum için mi seviliyorum, yoksa güçlü olduğum için mi yalnız bırakılıyorum?” Eğer zayıf olsaydım, eğer “yapamıyorum” deseydim yanımda olur muydu? Bu soru, cevabı verildiğinde can yakan, verilmediğinde ruhu kemiren bir sorudur.

Duygusal Finansman: Erkeğin Olgunlaşma Sürecini Ödemek

Bazı ilişkilerde kadının görevi, partnerinin büyümesini beklemekten ibarettir. Kadın; erkeğin kararsızlığını sabırla taşır, eylemsizliğini anlayışla telafi eder, kaçışlarını “zaman tanıyarak” normalize eder. Ama gerçek şu ki: Sevgi, tek taraflı bir dayanıklılık testi değildir.
Kadının gücü, bir erkeğin olgunlaşma sürecini finanse etmek için harcanmamalıdır. Bir kadının enerjisi, karşısındaki adamın sorumluluk almayı öğrenmesi için feda edilecek bir kredi değildir. Hele ki o kadın, karnında yeni bir hayatın sorumluluğunu taşıyorken.

Hamileyken Güçlü Olmak Zorunda Kalan Kadının İç Çığlığı

Dışarıdan bakıldığında “maşallah, her şeye yetiyor” denilen o kadın, aynaya baktığında yorgun bir savaşçı görür. İçindeki sesler sussun diye uğraşır:
“Beni gerçekten seçiyor mu yoksa gitmeye cesareti olmadığı için mi burada?”
“Bu çocuk doğduğunda, uykusuz gecelerde yine bu sessizlikle mi baş başa kalacağım?”
Kadının gücü, bu soruları yok etmez. Sadece bu soruların yarattığı acıyı bastırmaya yarar. Ve en trajik olanı şudur: Kadın, en çok güçlü olduğu için yardım istemekten utanır. Çünkü “güçlü” etiketi bir kez üzerine yapıştığında, zayıf olma hakkı elinden alınmış olur.

Kadının Gücü Sınır Çizebildiğinde Gerçek Güce Dönüşür

Toplumun kadına kodladığı “dayan, idare et, yuva yıkma” komutları, aslında kadının gücünü sömürmenin bir yoludur. Gerçek kadının gücü, her şeyi tek başına taşımak değildir. Gerçek güç; yorulduğunda yükü yere bırakabilmek, “bu benim tek başıma görevim değil” diyebilmek ve gerektiğinde o sınırı keskin bir kılıç gibi çizebilmektir.
Bazen en güçlü duruş, gitmek değil ama artık “eskisi gibi taşımayacağını” ilan etmektir. Sessizce mesafe koymak, erkeğin boş bıraktığı alanları doldurmaktan vazgeçmektir. Çünkü kadın o alanları doldurduğu sürece, erkek oradaki boşluğu asla fark etmeyecektir.

Sonuç: Kadının Gücü Yalnızlığa Razı Olmak Değildir

Hamile bir kadının gücü, sessizce katlanmakta değil, kendi değerini ve bebeğinin gelecekteki huzurunu korumaktadır. Bir erkek, kadının gücüne yaslanarak yaşıyorsa, orada bir aşk değil, konforlu bir parazitlik vardır.
Kadının gücü;
Görülmediği yerde kalmak değildir.
Belirsizliğe sığınmak değildir.
Yalnız hissetmeye razı olmak değildir.
En güçlü anın; artık her şeyi tek başına taşımayacağını fark ettiğin, o yükü yere bıraktığın ve “önce ben, sonra bebeğim” dediğin andır. Sen bir süper kahraman olmak zorunda değilsin; sen sadece bir insansın ve sevilmeyi, sahiplenilmeyi, paylaşılan bir hayatı hak ediyorsun.

foto: ge.com

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: